SPONSORLU BAĞLANTILAR

15 Ağustos 2010 Pazar

Meme Kanserinin Teşhisi Ve Tedavisi


Teşhis: Görüntüleme yöntemleri ile memede kitle saptandık­tan sonra ilk yapılması gereken işlem doku tanısı elde edilmesi­dir. Her ne kadar iğne biyopsisi ile tanı için yeterli materyal el­de edilebilse de tercih edilen yöntem truecut biyopsi veya gele­neksel biyopsidir. Meme kanserinde biyopsi materyalinin pato­lojik incelemesinde tümör büyüklüğü, histolojik tip, grade, cer­rahi sınırın durumu, östrojen/progesteron reseptör durumu, HER2/neu pozitifliği indeksi belirtilmelidir.


Bilim adamları yeni sondalar, gen testleri ve akıllı ilaçlarla meme kanseriyle savaşta önemli mesafeler alıyor. Yeni bulunan yolla, sağlıklı bölgeye en az zarar verilerek, sadece kanserli böl­ge vücuttan almıyor. Bu işlemi takiben yapılan radyoterapi ile de, kanserin yeniden oluşması önleniyor. Ameliyat göğsün ko­la yakın alt kısmından açılan bir kesikten yapılıyor ve böylece, operasyon sonrası oluşan istenmeyen yara izleri de en alt düzeye indiriliyor. Üçüncü yenilik ise bulunan ilaçlar. Genetik ko­dun nasıl işlendiğinin her geçen gün daha detaylı olarak ortaya çıkmasının da bunda büyük payı var. Böylece, kanser hücreleri­ne direkt olarak etki eden ilaçlar bulunuyor. Bu ilaçlar mevcut­ların sevimsiz yan etkilerinden arınmış olduğundan, hastalara da umut aşılıyor.

HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ VE MEME KANSERİ
Yakın zamanda, ingiltere’de bir grubun yaptığı ve ülkemiz­de de yansımaları olabilecek “Milyon Kadın Çalışması” yayım­landı. Bu çalışma, Hormon Replasman Tedavisi (HRT) kullanan ve meme kanseri riskiyle ilgili endişe duyan kadınlara öneriler­de bulunmanıza yardımcı olmayı amaçlayan bilgiler içermekte­dir. İngiltere’deki İlaç Güvenilirlik Komitesi ve bu komitenin HRT’deki uzman çalışma grubu çalışmayı gözden geçirdi.
Bu incelemeye göre: Sadece östrojen içeren ilaçlarla ilişkili, meme kanseri riskindeki artış “küçük” olarak tanımlanmakta­dır. Kombine, yani östrojen ve progestin kullanımıyla ilişkili ar­tan meme kanseri riski, sadece östrojen tedavisine göre daha azdır.

Bazı ilaçlar da, meme kanseri riskini anlamlı olarak, tek başı­na östrojenden biraz daha fazla ama kombine HRT’ye göre da­ha az bir miktarda artırmaktadır.
Meme kanseri riskindeki artış, tedaviye başladıktan sonra 1-2 yıl içinde, kullanılan HRT’nin tipi ne olursa olsun başlamaktadır.

Meme kanseri riskindeki azalma, HRT durdurulduktan son­ra düşmeye başlamakta ve beş yıl içinde, hiç HRT almayan bir kadınla aynı düzeye ulaşmaktadır.
HRT ile ilgili uzman çalışma grubu, aşağıdakileri önermek­tedir:
Kısa dönem ve menopoz semptomlarını iyileştirme amaçlı uygulanan HRT’de, pek çok kadın için faydalar, risklere ağır basmaktadır.

Daha uzun süreli kullanımlarda, kadınlar yan etkiler ve ar­tan meme kanseri olasılığı ile ilgili bilgilendirilmelidir.
HRT’ye başlama kararı, bireysel bazda değerlendirilerek ve­rilmeli ve tedavi düzenli olarak, yani en azından yılda bir kez, tekrar gözden geçirilmelidir. Tekrar tekrar bunun önemine de­ğinmek zorunluluğu hissediyorum.
Kombine HRT için, kanser de dahil olmak üzere dölyatağı iç yüzeyinde hastalık riskindeki düşüş, artan meme kanseri riski­ne ağır basmaktadır.

Konu edilen “Milyon Kadın Çalışması”nın sonuçları, kadın­ların tedavisinde acil bir değişikliği gerektirmemektedir.
HRT’yi bırakmak veya halen aldıkları tedaviyi değiştirmek isteyen kadınlar, hekimleriyle tedavi alternatiflerini tartışmalı­dırlar. Tüm kadınların, meme konusunda bilinçli olmaları ve 50 yaşından itibaren bu açıdan gözlem altında olmaları önemlidir.

İlaç Komitesi ve HRT ile ilgili uzman çalışma grupları, yeni veriler ışığında, hastayı dikkatli izleme ile HRT’nin güvenilirli­ğini koruduğunu belirtmektedir. Uzun dönem risklerle ilgili önemli bilgiler, Temmuz 2002′de, WHO çalışmasının bir kolu­nun sonuçlarıyla ve durdurulmasıyla bildirilmiştir. Bu yeni bil­giler, koroner kalp hastalığı, inme ve yumurtalık kanseriyle ilgi­li veriler içermektedir.
Bu geniş ölçekli çalışma ve bulgular tanınmış tıp dergisi Lan-cet’de yayımlanmıştır. Bu gözlemsel çalışma, değişik HRT tiple­rinin İngiltere’de yaklaşık 1 milyon postmenopoza kadın üze­rindeki meme kanseri görülme oranını araştırmaktadır. Sonuç­lar, dünyaca saygınlık kazanmış tıp dergisi JAMA’da yayımla­nan, bu konudaki araştırma sonuçlarıyla benzerlik göstermekte­dir.

Bu çalışma, HRT’nin meme kanseri riskinde zamana bağlı bir artışa neden olduğunu onaylamakta ve HRT bırakıldıktan sonra riskin düşmeye başlayarak, beş yıl içinde hiç HRT alamayan bir kadının riskiyle eşitlendiğini göstermektedir. Sadece östrojen içeren ürünlerdeki riskin ölçüsü de belirlenmiştir. Kombine HRT kullanımı için risk, sadece östrojen grubuna göre anlamlı olarak düşüktür.
Çalışma, daha özel olarak şunları göstermiştir:
Sadece östrojen tedavisi veya kombine HRT’nin farklı özel ilaçlar veya uygulama yollarının meme kanseri açısından farklı sonuçları olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur.

5 vede 10 yıl kombine HRT kullanımı ile oluşan ilave meme kan­seri vakalarının “Milyon Kadın Çalışması”nda tahmin edilen sayısı, WHO çalışması ile neredeyse aynıdır.
HRT ile İlgili Karar Verirken
Tüm kadınlar için, tedavinin risk ve fayda dengesi dikkatle değerlendirilmelidir. Kararlar bireysel bazda değerlendirme ya­pılarak verilmelidir. Bu nokta çok önemlidir. Kendi kendinize karar vermeyin, mutlaka kadın doktoruna danışarak beraberce karar verin. Kadınlar, meme kanseri riskindeki artış ve diğer yan etkilerle ilgili bilgilendirilmelidir.

0 yorum:

Yorum Gönder