
Teşhis: Görüntüleme yöntemleri ile memede kitle saptandıktan sonra ilk yapılması gereken işlem doku tanısı elde edilmesidir. Her ne kadar iğne biyopsisi ile tanı için yeterli materyal elde edilebilse de tercih edilen yöntem truecut biyopsi veya geleneksel biyopsidir. Meme kanserinde biyopsi materyalinin patolojik incelemesinde tümör büyüklüğü, histolojik tip, grade, cerrahi sınırın durumu, östrojen/progesteron reseptör durumu, HER2/neu pozitifliği indeksi belirtilmelidir.
Bilim adamları yeni sondalar, gen testleri ve akıllı ilaçlarla meme kanseriyle savaşta önemli mesafeler alıyor. Yeni bulunan yolla, sağlıklı bölgeye en az zarar verilerek, sadece kanserli bölge vücuttan almıyor. Bu işlemi takiben yapılan radyoterapi ile de, kanserin yeniden oluşması önleniyor. Ameliyat göğsün kola yakın alt kısmından açılan bir kesikten yapılıyor ve böylece, operasyon sonrası oluşan istenmeyen yara izleri de en alt düzeye indiriliyor. Üçüncü yenilik ise bulunan ilaçlar. Genetik kodun nasıl işlendiğinin her geçen gün daha detaylı olarak ortaya çıkmasının da bunda büyük payı var. Böylece, kanser hücrelerine direkt olarak etki eden ilaçlar bulunuyor. Bu ilaçlar mevcutların sevimsiz yan etkilerinden arınmış olduğundan, hastalara da umut aşılıyor.
HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ VE MEME KANSERİ
Yakın zamanda, ingiltere’de bir grubun yaptığı ve ülkemizde de yansımaları olabilecek “Milyon Kadın Çalışması” yayımlandı. Bu çalışma, Hormon Replasman Tedavisi (HRT) kullanan ve meme kanseri riskiyle ilgili endişe duyan kadınlara önerilerde bulunmanıza yardımcı olmayı amaçlayan bilgiler içermektedir. İngiltere’deki İlaç Güvenilirlik Komitesi ve bu komitenin HRT’deki uzman çalışma grubu çalışmayı gözden geçirdi.
Bu incelemeye göre: Sadece östrojen içeren ilaçlarla ilişkili, meme kanseri riskindeki artış “küçük” olarak tanımlanmaktadır. Kombine, yani östrojen ve progestin kullanımıyla ilişkili artan meme kanseri riski, sadece östrojen tedavisine göre daha azdır.
Bazı ilaçlar da, meme kanseri riskini anlamlı olarak, tek başına östrojenden biraz daha fazla ama kombine HRT’ye göre daha az bir miktarda artırmaktadır.
Meme kanseri riskindeki artış, tedaviye başladıktan sonra 1-2 yıl içinde, kullanılan HRT’nin tipi ne olursa olsun başlamaktadır.
Meme kanseri riskindeki azalma, HRT durdurulduktan sonra düşmeye başlamakta ve beş yıl içinde, hiç HRT almayan bir kadınla aynı düzeye ulaşmaktadır.
HRT ile ilgili uzman çalışma grubu, aşağıdakileri önermektedir:
Kısa dönem ve menopoz semptomlarını iyileştirme amaçlı uygulanan HRT’de, pek çok kadın için faydalar, risklere ağır basmaktadır.
Daha uzun süreli kullanımlarda, kadınlar yan etkiler ve artan meme kanseri olasılığı ile ilgili bilgilendirilmelidir.
HRT’ye başlama kararı, bireysel bazda değerlendirilerek verilmeli ve tedavi düzenli olarak, yani en azından yılda bir kez, tekrar gözden geçirilmelidir. Tekrar tekrar bunun önemine değinmek zorunluluğu hissediyorum.
Kombine HRT için, kanser de dahil olmak üzere dölyatağı iç yüzeyinde hastalık riskindeki düşüş, artan meme kanseri riskine ağır basmaktadır.
Konu edilen “Milyon Kadın Çalışması”nın sonuçları, kadınların tedavisinde acil bir değişikliği gerektirmemektedir.
HRT’yi bırakmak veya halen aldıkları tedaviyi değiştirmek isteyen kadınlar, hekimleriyle tedavi alternatiflerini tartışmalıdırlar. Tüm kadınların, meme konusunda bilinçli olmaları ve 50 yaşından itibaren bu açıdan gözlem altında olmaları önemlidir.
İlaç Komitesi ve HRT ile ilgili uzman çalışma grupları, yeni veriler ışığında, hastayı dikkatli izleme ile HRT’nin güvenilirliğini koruduğunu belirtmektedir. Uzun dönem risklerle ilgili önemli bilgiler, Temmuz 2002′de, WHO çalışmasının bir kolunun sonuçlarıyla ve durdurulmasıyla bildirilmiştir. Bu yeni bilgiler, koroner kalp hastalığı, inme ve yumurtalık kanseriyle ilgili veriler içermektedir.
Bu geniş ölçekli çalışma ve bulgular tanınmış tıp dergisi Lan-cet’de yayımlanmıştır. Bu gözlemsel çalışma, değişik HRT tiplerinin İngiltere’de yaklaşık 1 milyon postmenopoza kadın üzerindeki meme kanseri görülme oranını araştırmaktadır. Sonuçlar, dünyaca saygınlık kazanmış tıp dergisi JAMA’da yayımlanan, bu konudaki araştırma sonuçlarıyla benzerlik göstermektedir.
Bu çalışma, HRT’nin meme kanseri riskinde zamana bağlı bir artışa neden olduğunu onaylamakta ve HRT bırakıldıktan sonra riskin düşmeye başlayarak, beş yıl içinde hiç HRT alamayan bir kadının riskiyle eşitlendiğini göstermektedir. Sadece östrojen içeren ürünlerdeki riskin ölçüsü de belirlenmiştir. Kombine HRT kullanımı için risk, sadece östrojen grubuna göre anlamlı olarak düşüktür.
Çalışma, daha özel olarak şunları göstermiştir:
Sadece östrojen tedavisi veya kombine HRT’nin farklı özel ilaçlar veya uygulama yollarının meme kanseri açısından farklı sonuçları olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur.
5 vede 10 yıl kombine HRT kullanımı ile oluşan ilave meme kanseri vakalarının “Milyon Kadın Çalışması”nda tahmin edilen sayısı, WHO çalışması ile neredeyse aynıdır.
HRT ile İlgili Karar Verirken
Tüm kadınlar için, tedavinin risk ve fayda dengesi dikkatle değerlendirilmelidir. Kararlar bireysel bazda değerlendirme yapılarak verilmelidir. Bu nokta çok önemlidir. Kendi kendinize karar vermeyin, mutlaka kadın doktoruna danışarak beraberce karar verin. Kadınlar, meme kanseri riskindeki artış ve diğer yan etkilerle ilgili bilgilendirilmelidir.
0 yorum:
Yorum Gönder