
KANSER BELİRTEÇLERİ VE ERKEN TEŞHİS
Son yıllarda geliştirilen “tümör marker” denen “kanser belirteçleri” Türkiye’de de oldukça yaygın olarak ve başarı ile kullanılmaktadır. Tümör belirteçleri, organizmadaki kanser türü olayların varlığının işareti olan biyolojik değişiklikleri saptarlar. Kanser varlığında veya bazı iyi huylu urların oluştuğu durumlarda vücudun cevabı olarak hastaların kan, idrar veya dokularında saptanabilirler. İdeal tümör belirteci sadece tümör tarafından üretilmeli, ölçülebilen seviyelerde salgılanmalı, taramada kullanılabilmeli, tümör kütlesi ile değersel bağlantı göstermeli, tedaviye cevabı yansıtmalıdır. Burada en önemli nokta bu belirteçlerin teşhis koymada hekime çok yardımcı olmasıdır. Bunlar sayesinde kanser çok küçükken belirlenebilmektedir. Özellikle elle yapılan klinik muayenede ve ultrasonografide görülemeyen kanser odaklarının erken dönemde teşhisine yardımcı olmaktadır. Hasta sadece biraz kan vererek bu tarama yapılabilmektedir.
Son 20 yılda yeni tümör belirteçleri bulunmuştur. Günümüzde tümör belirteçleri jinekolojide daha çok tedaviye cevabı değerlendirmek ve hastalıkların tekrar edişlerini kontrol etmek için kullanılmaktadır. CİN ile dölyatağı ağzı kanseri ayrımında; antisitokeratin, düz kas aktin (SMA), kollajen tip IV, CEA kullanılmaktadır.
Dölyatağı ve içi kanseri ayrımında; HFMG-1, HFMG-2, kan grup antijenleri, CA 19.9 kullanılmaktadır.
Bazı kanser türleri ile diğer kanserlerin ayrımında; keratin, vimentin, glial fibriler asidik protein, CA-125, CEA teşhis koymak için hekimlere yardımcı olmaktadır.
Kanser antijen 12 vede 5 (CA 125): Klinik olarak yumurtalık kanserli hastaların teşhis ve takibinde kullanılmaktadır. CA 125 düzeylerindeki artış sadece yumurtalık kanseri için spesifik değildir ve başka jinekolojik olmayan kanserlerde, gebelik, endomet-riosis, çok şiddetli geçen yumurtalık iltihabı ve absesi gibi hastalıklarda da yükselebilmektedir.
Lizofosfatidik asit (LPA): Yumurtalık kanserli hastaların asit sıvısında bulunmuştur, büyük olasılıkla yumurtalık kanseri hücrelerinin çoğalmasıyla yakın ilişkilidir. İlerlemiş hastalıkta hassasiyet yüzde 100, yumurtalığa sınırlı hastalıkta hassasiyet yüzde 90, yumurtalık kanserinde yüzde 90 bulunmuştur.
CAl 5-3, özellikle ilerlemiş meme kanserinin tedavisinin izlenmesinde yararlıdır. Erken evre meme kanserinde nadiren yükselir. Yumurtalık, akciğer veya prostat kanserli hastalarda artmış olarak bulunabilir.
Kansinoembriyonik antijen (CEA): Yükselmiş CEA serum seviyeleri kalınbağırsak ve pankreas kanseri için tipiktir. Yumurtalık urlarının çoğu CEA salgılar. CEA sıklıkla yumurtalıklara metastaz yapan meme ve GIS kanserli hastalarda bulunur. Gelecekte, çoklu belirteç kullanımı ve analizleriyle teşhis kolaylaşacak ve geliştirilebilecektir. Yeni teknolojiler yeni ve orijinal belirteç tanımlanmasına yardımcı olacaktır. Gelecek çalışmalar bu belirteçlerin rolünü daha iyi ortaya koyacaktır. Pek çok yeni belirteç geliştirilmekte ve değerlendirilmektedir.
Burada okuyucuya pratik bilgi verme gayesiyle hangi organlar için hangi testlerin yapılması gerektiğini sıralıyorum. Tabii bunların yapılmasına hekiminiz karar verecektir.
MEME için: CA 15-3, CEA, Sialik asit 5-Nükleotizal, Ferritin, LDH, GGT, kalsiyum, kan sayımı, sedimentasyon hızı, CA 549.
YUMURTALIK ve DÖLYATAĞI için: CA 125, CEA, CA 19-9, Beta- HCG, 5-Nükleotidaz, GGT, kan sayımı, sedimentasyon hızı, sialik asit (NANA), CA 50, Ca 72-4.
Eşinizde 50 yaş üstünde
PROSTAT için: PAP, PSA, Free PSA, GGT, alkali fosfataz, asit fosfataz, sedimentasyon hızı.
KALINBAĞIRSAK: CA 19-9, CEA, sialik asit (NANA), He-mogram, sedimentasyon hızı, dışkıda gizli kan CA
Bütün dünyada koruyucu hekimliğe önem verilmektedir. Çünkü bir hastalık, kanser dahi erken dönemde teşhis edilirse, tedavinin başarısı yüzde 100′dür. Bu nedenle hepimiz sağlığımıza özen göstermeli, çağımızın getirdiği modern tıbbi olanakları kullanmalıyız.
0 yorum:
Yorum Gönder