Eskiden, Graaf folikülünün çatlaması sırasında tubanın iç ağzının yumurtacığı almak için yumurtalık üzerine konduğu düşünülürdü. Tekniğin ilerlemesiyle bu olayın filme alınması başarılmıştır. Artık durumun böyle olmadığı bugün için bilinmektedir. Yumurtacık tuba içinde yolunu kendi kendine bulmaktadır. Daha kesinlikle bilinmeyen bazı kimyasal olaylann buna katkıda bulunmalan mümkündür.
Yumurtalıktan çıktığı sırada insan yumurtası, çıplak gözle ancak görülebilen bir toz parçası büyüklüğün-dedir. Bu insana çok küçükmüş gibi gözükmektedir Ama, gerçekte yumurtacık insan vücudunun en büyük hücresidir. Spermatozoidden binlerce kere daha büyüktür.
Yumurtacık tuba içindeki seyahati sırasında erkeğin üreme hücrelerinin gelmesini beklemektedir. Eğer bu seyahatin başmda bir cinsel temas olursa, yumurtacık yolunun yarısında spermatozoidlere rastlar ve döllenir. Çoğunlukla döllenme olayının tubalar içinde gerçekleştiğini daha önce de sizlere belirtmiştik. Ama, döllensin ya da döllenmesin, bekleme süresi bittiğinde, yani yumurtacık tuba içindeki yolunu tamamladığında, rahme gelir. Döllenmişse rahmin mukozasına yerleşerek gelişir. Döllenmemişse, daha sonra anlatacağımız âdet kanamasıyla birlikte, rahmin yüzeyel kısımlarım da sürükleyerek de dışarı atılır. Çünkü bu olaylar sırasında rahim, cinsel hormonların da etkisiyle, döllenmiş yumurtacığın gelip yerleşmesi ve büyümesi için gerekli bütün hazırlıkları tamamlamıştır. Yumurtacık oraya geldiğinde kendisi için yeni yedekleri bulmaktadır. Artık rahmin çeperine yuvasını yapabilecek durumdadır. Ama, döllenmemişse, yalnızca bu iş için hazırlanan mukozo da gereksiz olur. Yani âdet kanaması, gebelik için yapılmış olan bütün hazırlıkların birlikte dışarı atılması olayıdır.
0 yorum:
Yorum Gönder